Çene Onarımında Refabrikasyon Dönemi

(Yazan: Araş. Gör. Mesut Aytekin, “Çene Onarımında Refabrikasyon Dönemi”, İstanbul Üniversitesi Bilim Kültür ve Sanat Dergisi, Sayı: 7, İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü, Yıl: 2011, s.s:48-53)

Yazının yer aldığı dergiyi okumak için tıklayın:
http://iudergi.istanbul.edu.tr/s7/index.html

 

Kanser ve trafik kazası gibi nedenlerle çene kemiğini kaybeden hastalara “Refabrikasyon” yöntemiyle, kendi kemiğinden yeni bir çene oluşturuluyor. Yemek yiyemeyen, konuşamayan ve gülemeyen hastalar, bu yöntemle yeniden hayata bağlanıyor.

 

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fa­kültesi öğretim üyeleri, 9 hastaya ba­şarıyla uyguladıkları çene kemiği nak­liyle literatüre girmeye hazırlanıyorlar. “Refabrikasyon” adını verdikleri yöntem, önümüzdeki Ocak ayında Amerikan Mik­rocerrahi Kongresi’nde tıp dünyasına su­nulacak. Plastik Rekonstrüktif Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Topalan ve Kulak Burun Boğaz Hastalık­ları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Günter Hafız tarafından geliştirilen “Refabrikasyon” yönteminde, cerrahinin 10 ayrı disiplinine ait teknikler bir arada uygulanıyor.

 

Yaklaşık 25 yıldır plastik cerrahi alanında çalışmalar yapan Prof. Dr. Murat Topalan, yeni teknikle ilgili sorularımızı yanıtladı.

 

Çene kemiği ile ilgili sorunlar hangi sebeplerle ortaya çıkabiliyor?

 

Birinci olarak doğuştan problemler söz konusu olabilir. Hastanın, daha doğduğun­da burnu, alt çenesi veya kulağı olmayabilir. İkinci olarak ağız içi ve çene kanserleri gibi hastalıklar nedeniyle bu organları mecbu­ren alınmış olabilir. Üçüncü olarak da bir travma geçirilmiş olabilir. Örneğin hasta geçirmiş olduğu bir trafik kazasında çenesi­ni kaybetmiş olabilir.

 

Kaybedilmiş organı yerine koymak için plastik cerrahi ve onarım mikro cerrahisi­ni kullanıyoruz. Bir kişinin burnu koptu­ğunda, burnu yerine dikerseniz orijinali­ni dikmiş olursunuz. Ancak çoğu zaman, yerine koyacak bir organ veya doku eli­mizde olmuyor. Bu gibi durumlarda kay­bedilmiş bir organın benzerini, hastanın kendi vücut dokularını kullanarak yeniden yapıyoruz. Buna rekonstrüksiyon diyoruz. Mikrocerrahi teknikleriyle mikroskop al­tında dikerek yapabilmeye de rekonstrük­tif mikro cerrahisi diyoruz. Bir organın benzerini yapmak, elbette bazı teknikleri başarıyla uygulamanın yanı sıra yaratıcılık da gerektiriyor.

 

Kanserli bir hasta genel olarak nasıl bir süreçten geçiyor?

 

Ameliyatı genel olarak iki aşamaya ayı­rıyoruz. Birincisi, hastanın tümörden kur­tulması ile ilgili. Bu onkolojik bir ameliyatı gerektiriyor. Bu ameliyatı Günter Hoca ya­pıyor. Kendisi çok iyi bir baş-boyun tümör cerrahıdır. Burada ilk hedef hastanın yaşa­masını sağlamaktır. Dolayısıyla hastalıklı bölge tamamen alınmak durumundadır. Örneğin ağız içi veya çene kanserlerinde, hastanın çene kemiği çıkarılırken gereki­yorsa dudağın, ağız tabanının, dilin veya yanağın bir kısmı da alınabilir.

 

Bizim yaptığımız ise bu dokuları yerine koymak. Burada çalışmanın ikinci bölümü başlıyor. Hastanın kanserli olan çene kemi­ğini canlı hücrelerden tamamen arındırarak cansız hâle getiriyoruz. Bunun için onu sıvı azotun içinde bekletiyoruz. Daha sonra bacak kemiğine gömerek canlı hâle gelme­sini sağlıyoruz. Bu, bize orijinalite sağlıyor. Sanki hastanın eski çene kemiğini çıkarıp yerine koyuyormuşsunuz gibi oluyor.Bu orada kemikleşerek yaşamını sürdürüyor. Yani orijinal yapıyı aynı şekilde korumuş oluyor. Bunun dışında yaptığımız hiçbir şey çene kemiğinin yapısında olan inceliği ver­meyecektir. Gerekirse hastanın kolundan da ağız içi yapıyoruz. Çok büyük tecrübe isteyen ve “ya hep ya hiç” denilebilecek tür­den ameliyatlardır bunlar. Yani başarmak zorundasınız. Çünkü bunun telafisi yoktur. Dünyada, bu yöntemin baş-boyun bölgesinde, çene bölgesinde uygulanmış benim bildiğim bir örneği yoktur. Bu anlamda bir yeniliktir. Bu tekniğe “Refabrikasyon” adını verdik. Literatüre bu adla geçecek. “Refabirkasyon” aslında arkeolojik bir te­rim. Parçaların birleştirilmesi, bütünlüğün sağlanması ile ilgili olarak kullanılıyor.

 

Sözünü ettiğiniz ameliyatları makale olarak sunacak mısınız?

 

Bir kısmını Türk Plastik Cerra­hi Derneği’nin kongresinde sunacağım. Ocak ayında da Amerikan Mikrocerrahi Kongresi’nde sunum yapacağım.

 

Bu ameliyatların önemini nasıl açıklarsınız?

 

Hasta beslenecek, yaşantısını sürdüre­cek, konuşacak ve nefes alacak. Birçok hayati fonksiyonun sağlıklı şekilde yerine gelmesi söz konusu burada. Bunların yanı sıra görüntü de çok önemli. Elde ettiğimiz sonuç, elbette orijinali gibi olmuyor. He­defimiz kişinin sosyal hayatın içine girebil­mesini, iş dünyasına katılıp yeniden üretken duruma gelmesini sağlamak.

Bu yöntemle kaç ameliyat yaptınız?

 

Toplam dokuz hastayı ameliyat ettik. Bir tanesi üst çene ile ilgiliydi. Üst çene çok daha zor çünkü üst çenenin çok özgün bir şekil, kontur ve yapısı vardır. Bunu taklit etme şansınız yok. Diğer sekiz tanesi alt çene ameliyatıydı. Bir hastamız ABD’ye gi­decekti. Yüz yüze görüştükten sonra burada oldu ameliyatını. Bir diğer hastam da 82 yaşındaydı ve şu an konuşması anlaşılıyor, yediklerini çiğneyebiliyor.

 

ŞENAY ERDOĞAN (MATEMATIK ÖĞRETMENI)

Diş etimde bir beyazlık vardı. Özel bir hastaneye gittiğimde beni Çapa’daki İÜ İstanbul Tıp Fakültesi’ne yönlendirdiler. Çene kemiği ve yanağımda tümör tespit edildi. Geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen ameliyatlarla kötü huylu hücreleri temizlediler. Ayağımdan damar ve kemik, kolumdan doku alarak operasyonu gerçekleştirdiler. Şu an çok mutlu hissediyorum; ölümden kurtuldum. Ameliyattan sonra bir iki kontrolüm oldu. Sağlığımın yerine geldiğini söylediler. Ben başta Prof. Dr. Murat Topalan’a, Prof. Dr. Günter Hafız’a, Plastik Cerrah İbrahim Meyzın’a çok teşekkür ediyorum.

 

PROF. DR. MURAT TOPALAN

 

1958 yılında İzmit’te doğdu. 1982 yılında İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Uzmanlık eğitimini 1992’de İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı’nda tamamladı. 1992-1999’da aynı ana bilim dalında başasistan olarak görev yaptı. 1998’de USA, Texas’da, St. Joseph Hospital Estetik ve Plastik Cerrahi Departmanı’nda çalışmalara katıldı. 2000’de ABD’de, Los Angles’da, University of California Plastic and Reconstructive Surgery Bölümü’nde Fellowluk yaptı. 2000-2001’de University of Hong Kong, Queen Mary Hospital’da; ve 2003–2005 yılları arasında çeşitli zamanlarda Almanya Köln’de, Mediapark Klinic Plastik Cerrahi Departmanı’nda çalışmalarda bulundu.

 

Evli ve bir çocuk babası olan Prof. Dr. Murat Topalan İÜ İstanbul Tıp Fakültesi Plastik Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı El Cerrahisi Bilim Dalı’nda estetik ve mikro cerrahi alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.

 

 

12/12/2011
3655 defa okundu

İstanbul Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler

İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüsü

34452 Beyazıt/Fatih-İstanbul

Telefon: 0 (212) 440 00 00 (10054)